gunluk

Giriş

Otobüsün en arka koltuğuna oturdum. Dersaneye gittiğim sabahlarda da hep öyle yapar, gidip körüklü otobüsün en arka koltuğuna otururdum. Son hızla köprüden geçerken, nedense hep orada, otobüsün sinüs dalgası gibi bir aşağı bir yukarı kavisler çizdiği yolda, sanki bir an gelecekmiş de o körük tak diye kopacak, otobüs ikiye ayrılacak ve ben de asfalta dağılacakmışım gibi hisseder, kimi zaman asfalta dağılmak için içten içe dua ederdim.

Çantamı açtım. Walkman, iki kaset, bir şişe su, kalem kutum, şiir defteri olarak kullandığım siyah üzerine altın harflerle işlemeli 1997 ajandası, çubuk kraker, bir kutu sim (ki bunu almayı planlamamıştım; geçen cuma kırtasiyeden aldıklarımın arasından düşüp çantanın dibine çöreklenmiş) eldivenlerim, bir de halat.